Pazartesi, Mayıse 4, 2007 - kal demeni bekledim...
bütün gece sessiz oturduk çıt çıkmıyordu bütün gece suspus oturduk sezen söylüyordu gözlerin ayrılık dedi gözyaşların yalan o güzel günler geldi geçti sakın ağlama ardından
son defa ama son defa elveda diye diye içimden kal demeni bekledim kal demeni bekledim
yanlış gözlere ağlıyorum bomboş hayallere sığınıyorum eski resimlere bakamıyorum lanet ettim sevdaya
|
|
Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazar, Mayıse 3, 2007 - masumiyet.....
Bu gece anılarımın karanlıklarını gömüp ay’ın aydınlığına, kendine doğru yürüşte yüreğim.. Şimdi odamda bir tek gecemin karanlığı, ortamın sessizliği, duygularımın yoğunluğu bir de uykuya direnen gözlerim var.. Hayatı ve seni buradan, sessizliğin ve sensizliğimin tam ortasından seyrediyorum.. Şimdi kapayınca gözlerimi; gözbebeklerimdesin bütün masumiyetin ve mahçubiyetinle...
Kalabalıklar ortasında insanların yüzleriyle, sesleriyle, görüntüleriyle otururken.., dev kahkahalar atarken.., için için onlarla alay ederken.., yapayalnız bir kız çocuğu görüyorum… Bütün o insanların yüzlerini ve kişiliklerini kendi bildiği dilde okuyan, bütün görüntülerden kendi resimlerini kuran, en çok orada olduğu sanılan anda bile aslında ulaşılamayacak denli uzak kalan bir kız çocuğunu.. Heycan ve sevgiyle gülümsüyorum; şimdi seni sevip hissetmem için seni sahiplenmem gerekmiyor. Yanımda olmasanda senin hayalinle paylaştığım bu odamda, seni hissetiğim kadar başkalaşıyorum duygularımın fırtınalarında; baştan başa sen oluyorum..
Renklendirdiğim rüyalardasın, Ordasın ve varsın işte.. Şimdi yüreğimle soluyorum seni.. Binbir kır çiceğinin kokusu bahar bedeninde.. Hayatın bütün renkleri bir yaz güneşinden ödünç aldığın yüzünde.. Kalabalık içinde yalnızlığınla çılgınca dans ediyorsun.. Ay’ın ışıltıları yüzünde, rüzgarın serseriliği avuçlarında... Mavi denizlerin yosun kokuları her soluk alışlarında... İlk kez acı çekmeden özlüyorum seni..
Her insanın ay gibi bir birinden farklı iki yüzü varmış; bir yanı aydınlık diğer yanı kapkaranlık.. Şimdi bir yanım çok aydınlık, apaydınlık… Acı verecek kadar aydınlık.. Seni bu aydınlıkta ilk kez görüyorum... Sen benim değilmişsin, bunu en çok bu aydınlıkta görüyorum… Benim olan sende yaşam bulan ve tekrar bana yansıyan kendi kişiliğim, benim kutsal sevgim.. şimdi daha iyi anlıyorum.. Senin sahbin kararmış gönlün, acıların, dününden bugününe ve yarınına miras kalan talihsiz karşılaşmaların, düş kırıklıklarınla dolu günlerinin siyaha bürünmüş halleri… Sen kendi karanlık yönlerini seviyorsun her kendine yol alışlarında ya da sevmek-sevilmek isteyipte sevilememenin veya sevememenin acılarından haz alıyorsun.. Sen kendini üzen duygularını, kendi karanlıklarındaki alaycı acılarını seviyorsun durmadan..
Sen, seni sevenleri sevemedin.. Ulaşılmaz sandıklarına da sahip olunca yeni oyunlarda, yeni başlangıçlardaydın.. Sanki bir idâaya giripte, kazanmanın sarhoşluğuyla elindeki sana boyun eğen yüreklerin masumiyetlerini ayaklar altına savruluşlardaydın... Sen imkansızlığı seviyorsun, ve imkansızlığın sana çektirdiği ölümcül acılar ile ısırğan oyunları seviyorsun.. Oysa hayat bu değil.., sevmek bu değil.. Sevmek insanın kendine çekilmesidir.. Sevmek insanın çekildiği yerde sevdiğine baş eğmesidir.. Sevmek, insanın yıllardır unuttuğu kendisine dönmesidir.. Sevmek insanın yıllar sonra döndüğünde gördüğü şeye gönül rahatlığıyla inanmasıdır...
Sen asla birinin sahipleneceği olamasın, izin vermesin.. ve asla sahiplenemesin birini.. Senin sahiplendiğin yalnızca kendi korkularınla büyütüğün yalnızlığın.. Dünyanın en yalnız kalesi kalbin, sessiz ruhlar kabilesinde..Tasarlanmış sözdizimlerinin arkasına gizlenip, öngörüntülerden ayrıntılar ve hatalar yakalamak için tetiktesin.. Kendine gömülmüşsün baştan başa , kimseyi içine alıp başka renklere bürünemesin.. Başkalarının seni senden alıp başka uzak limanlara taşımasını istemesin.. Birinin içinden sarsıntılı yolculuğa çıkmayı henüz tanımamasın.. Kendine koyduğun yasaklarda kalbin.. Oysa öyle ürkek ki sevgin, seni kim anlamak istese de, ister istemez o öykülerine gizlediğin derin yaralarını sürüyorsun öne... O derin kimsesizliğini... Bana bulaştırdığın kimsesizliğini.. Sevgi nasıl bulaşıcı ise hüzün ve nefrette öyle bulaşıcı.. Şimdi kendimde senin izlerini taşıdığımı görüyorum. Senin karanlıklarında yüzüyorum. Ne kadar kendime kaçsam seni buluyorum anılarımın sokak aralarında... ve her seferinde senin boşluğundan çaresiz kendime, kendi çarezsizliklerime dönüyorum..
Sen beni unutmak için savruldukça, bende seni unutmak için kendi alaycı acılarımı sevmeye çalışıyorum... Bu yüzden her şey birbirine karışıyor... Sana duyduğum o masumane sevgim kendime çekilmelere, kendime çekilmeler sana duyduğum nefret’e karışıyor... Sevgi ve nefret duygularım ayrılmaz ikizler gibi.. Şimdi çekildiğim bu karanlıklarımın alaycı acılarında anlıyorumki ben seni değil, sende suret bulan katıksıksız beni canyoldaşı yapmışım sevda yollarımda.. ve yine anlıyorumki yok olan sen değilsin, yok olan kendi masumiyetimin ve inançlarımın güçlü yanları.. Şimdi sahip olduğum yoğunluk ise; beni yansıtan aynanın kırılan binbir parçasının tarihimin gençlik bölümün her noktasına gömülmesine seyirci kalan teslimiyetçi ruhumun sessiz gece çığlıkları..
Seni sen olduğun için değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğun için sevdim..
Ben seni değil, seni sevmeği.., ben seni değil, seni özlemeyi sevdim.. Sevdim bekledim, andım bekledim.. Dönmeni değil, sevdamı bekledim.. Bildimki benim hep bir sevdam var.. Üstünme alınma; sana “dön” diyen mi? var..
Sen şimdi o sahte öykülerinde ara yalnızlığını, ben senin gerçeğinim.. Saklandığın satır aralarında değil hayat, yüzleşmekten kaçtığın gerçeklerinde.. Senin gerçeklerin kaçtığın yaşamında; güçsüz yanlarında, öfkende, sevinçlerinde, geçmişinde, baştan başa kendinde.. Korktuğun yaşama dokunuşlarında, kanlı ve kavgalı duygularında... Bir kez olsun gir kendi gerçeklerinin ve yenilgilerinin arasına.. ve gör kendini yansıtan yüreğinin aynasında...
Zamanlardır sensiz seni sevmeğe öyle alıştım ki.. Artık sensizliği sana tercih eder oldu kalbim.. Yaratığım masalımsı kahramanımın yerine kimseyi koyamaz oldu kalbim.. Ne zaman biri bana açsa yüreğini, o derin yaralarım açılıyor önüme.. Senin ayrıldığında bıraktığın derin savaş yaraların taze acıları hala yüreğimde kanıyor...
Ayrılmak sorun değildi, sırtından acımasızca bıcaklanıp duygularım kanlar içinde yere serildikten sonra..,
Ve sevmek cesaret ister.. Sevmek masumiyet ister...
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazar, Mayıse 3, 2007 - HÜZÜN:......
Hüzündür işte, benim yüzümdür her şey Annemsi bir bekleyiş, öylesine, bitmezcesine İçimde kaybolan bir yankıdır günler Bilebilsen nasıl da durgundur sabah
Soğuktur, hafif aydınlıktır, solar Çiğ düşmüş kalbimdir hep susan Kalbimdir sabaha bile veren soğuğu Eskiyen başlangıçlardır işte yaşam
Yağmadır artık içerisi bile, hani ya yazdı? Nerede bıraktım ben o çocuk masumluğumu Söylesene aşklarda devredilir mi bir sonraya Ve ölüm, ölümü doyurabilir mi aşklarım benim
Bundandır işte, yüzüm hüzündür benim Sözlerim bundan bir burukluğu heceler Çevir aynaya gözlerini bir kerecik ve bekle Ben miyim beliren, küskün hatıralar mı
Üşümüştür kuşlar, güzdür, giderler Gitsinler, bir işarettir bu, sana ve bana dair Üzerine sarı bir yaprak ört de dön eskiye Başlangıçların kirletilen tadındayım ben Yum gözlerini, yağmurlarımla bir düş göğüme
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Mayıse 2, 2007 - böle düşünüyo....
gidiyorsun benden uzaklara neden bilinmez ama gidiyorsun dönüşü olmayanbir gidişte herkesin iyiliği için gidiyorsun benden cok uzaklara yüregimden gömlümden alıp başını gidiyorsun kendi dünya na benim olmadıgım seni duymadıgım seni bilmediğim dünyana gidiyorsun dedimya evet gidiyorsun bi şeyleri kırıp döküp beyazlıgını yitirmiş hayallere gidiyorsun gercege gidiyorsun hep varolan benim olmadıgım senden hiç bir şey bilmediğim bir karabasanın zalimliğinde bagırıslarımı inlemelerimi duyurmadan gidiyorsun benden cok uzaklara bendeki resmini yırtıp geceme dogan ayın önüne bulut olup gidiyorsun benden uzaklara acıyı unutmuş gercege kulaklarını kapamış gönlümü parcalayıp gidiyorsun benden cok uzaklara benim olmadıgım seni bilmediğim uzaklara bir seraptın en umutsuz anda en susuz anda bi su damlası idin hayata döndürecek gülün dikeniydin bülbüle dert olan bülbülün nagmesiydi içime dökülen söyleyemediğim bogazıma düğümlenen karanlıklarda unutulmuşluklarda bir ışıktın yokluguma dogan beni bende senle buldran bi ayna idin kırılıp cismimi parcalayıp beni unutturan
bu sefer cok uzaklara gittin benden kırık dökük anılarımla beni aglatan yalnızlıgıma unutulmuşluguma döndüm her şey için tesekkürler yoklugun keşke beyaz bi sayfa ile son bulsaydı hayırlısı buymuş demekki ama bunu en son anda hissetmek gercekten cok daha acı herkes gibi oldugunu düşünmek en agır geleni ama ben asarım bunu alışkınım yalan hayatta buldugum gerceklerle yasamaya ........
|
|
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Salı, Nisan 29, 2007 - yazılan kendini biliyor.....
Bu şehir seni bana hatırlatır…..
Bir çok şarkı yazılmış ya da yazılacak bu konuya dair ama inan bir çoğu yazılmak için yazıldığından bende ki değerini karşılamayacak.belki aynı kelimeler kullanılacak ama bende uyandırdığı his ve yazandaki his farklı olacak.her şey yeniydi.buraya gelmek bende bir çok şeyin yeni başladığını hatta başlayacağını anlatıyordu.bir sürü şeye yeniden başladım.ağlamalarım gülmelerim,sevinçlerim,hüzünlerim…hepsi yer değiştirdi ve sanki yeniden doğdum.bu yeniden doğmanın başlangıcında sen doğdun hayatıma.
Sen olmasan buralara gelemezdim ben
sevemezdim bu şehri anlamazdım dilinden
nasıl bir sevdaysa bu karşı koyamam……
mahzar alan son’unda dediği gibi ..ya diyorum ya sevginin tarifi yok yada ben beceremiyorum.kelimeler seni anlatmaya yetmez.bu yazıda senin anlatılamayacak kadar değerli olduğundan bahsetmek istedim anlatabilirsem senin değerini anladığımı sana olan sevgimin büyüklüğünü anlarsın yok eğer kelimelerin yetersizliğini görürsen gene haklılığımı yani anlatılamayacak kadar değerli olduğunu anlayacaksın.yalnızlığın yalnızlığında acı çekiyorum. Sen arada sırada yalnızlığımı ziyaret ediyorsun.elinde bir buket sevgi.ağlıyorum yalnızlığıma değil sevgimin karşılığını bulamamaktan.ve yalnızlığım yerini mutsuzluğa bırakıyor.HAYATA OLAN MUTSUZ BAKIŞLARIM SADECE SENİN SEVGİNİN SADIKLĞINI ANLADIĞIMDA MUTLULUĞA DÖNECEK!!!!
İnan bir çok şeyi seninle yaşadım.yeni başlangıçlar yaptık.yeni hülyalara daldık seninle.çoğu zaman yeniden doğduk.yeni yeniliklere yenilgilere bile hazırım ben.her şey gönlünce olsun.insanların dualarına sayılı insanlar girer ve sen benim dualarımda en baştasın.her zaman mutlu olman ve mutluluğun hayırlın olsun duasındayım…
|
|
Yorum (17) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Nisan 28, 2007 - OYUN BİTTİ....

Hep başkalarının düşünceleri doğrultusunda yaşamayı öğrendik. Hep başkalarına iyi görünebilmek çabası içinde, başkalarından hayatımızı onaylamasını bekledik. İşin sonunda kendimizi düşünmek çıkarcılık ve bencillik olurken, kendimizi yaşamak en büyük korkumuz haline geldi. Bu korku kabul edilmemek korkusudur. Bu korku sevilmemek korkusudur. Bu korku yalnız kalmak korkusudur. Yüzümüzdeki maske ile nesillerdir "Sevgi dilenmenin yolları" isimli oyunu oynadık durduk. Oysaki hayatımızın gerçek başlangıcı; Sahnede maskesiz boy gösterdiğimiz andır, Sevgiyi dışarıda değil, kendi özümüzde bulduğumuz andır, “Başkaları ne der”, “ne düşünür”, kalıplarından sıyrılıp, hayatı kendiniz için, özgürce yaşamaya başladığınız andır. En yalnız olduğunuzu sandığınız an da; Gökyüzüne bakıp, gökyüzü kadar kalabalık olduğunuzu hissettiğiniz andır. Başkalarının ne yaptığını, nelerle uğraştığını, onlarla ilgili her türlü eleştirilerinizi bir yana bırakıp, her şeyin olduğu gibi mükemmel olduğunu fark ettiğiniz andır. Nesillerdir oynanan maskeli balo çoktan bitti! Perde çoktan kapandı! Artık doya doya KENDİNİZİ YAŞAMANIN zamanı! Nasıl mı?
MASKESİZ!
Neden mi bu konu yoruldum sahte yüzlerden bıktım sahtelikten.artık sahteler yanlız kalsın istiyorum....
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Nisan 28, 2007 - ağlamanın hakkı...........
bi değişiklik yok ya da ben değişiklik yapamayacak kadar acizim...herkes bişeylere ağlıyo kimi gözlüğüne kardeşi bastığı için kırıldığına ,kimi kaykaydan kayarken ayağı takıldığı için düşüp dizini acıttığına,kimide küçücük yaşta yaşıtları kaykayda sefa yaparken kaybettiği o dakika itibariyle bir daha göremeyeceği sevincini artık paylaşamayacağı babasına........düşünmeye davet ediyorum sizce hangisi hakkını veriyo ağlamanın...inanın hayat zor ve insanlar benim şuraya vaktimi verip yazmaya çalıştığım yada çalışacağım olayların daha acı verenlerini yaşıyo...bu gün durakta beklerken bir annenin sızlamasına denk geldim.40 yaşında evledı vardı yanında hastalığının nedenini öğrenemyecek kadar yoksul bir anne (hayat işte onada böle bir hayatı sunmuş)ağlamaklı bir halde belliki artık ağlamaya dahi dermanı yok.evladım kırk yaşında bu güne kadar hep ben baktım maddiyatta yok bir çarede bulamadım.bugün devletin açtığı bir kuruma başvurup yardım için uğraşıcam diye anlattı.bir evladıda evdeymiş yatalak hiç bişeyini kendi yapamıyormuş.şimdi düşünün kırk sene bu kadın bu evlatları için yoklukta bir taraftan ağlamış...yazacak ya da anlatacak o kadar çok şey varki ama vakit yetersiz.....
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Nisan 26, 2007 - YAŞIYORUM...........
Solgun benizli ölüm meleği,
Sınırsız bir gülüşle karşıma dikilse de,
Acılarımla ruhum buhar olup uçsa da,
Bilin ki hala yaşıyorum
* * *
Yastığımın ucunda
Eriyen,
Soluk çehreli bir mum
Soğuk ışın serpse de ah,
Bilin ki hala yaşıyorum
* * *
Terli alnımla
Taş kesilmiş vücudumu,
Kefene sarıp kara tabuta koysalar da,
Bilin ki hala yaşıyorum.
* * *
Acımasız ölüm meleğinin titrek gülüşü
Dokunaklı çanın çalmasıyla,
Tabutum ağır ağır ilerlese de,
Bilin ki hala yaşıyorum.
* * *
Yas şarkıları söyleyen insanlar,
Siyah giysileri ve asık suratlarıyla
Tütsü ve dualar yaysalar da,
Bilin ki hala yaşıyorum.
* * *
Çukurumu kazıp beni gömseler de,
Yasa bürünmüş sevdiklerim
Ağlaşıp ayrılsalar da
Bilin ki hala yaşıyorum
* * *
Ama eğer bir köşede
Unutulup giderse mezarım,
Ve hatıram da solarsa,
İşte o zaman ben ölürüm, ah!
|
|
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Çarşamba, Nisan 23, 2007 - BAŞLIKSIZ OLUVERSİN...YADA SİZ KOYUN?

HIzla çark etmeye başlamışdı vapurun pervaneleri , deniz anaları arasında yol alarak çıkıyordu iskeleden büyük bir gürültü ile ve derken süzülmeye başladı boğazın engin sularında arkasında karınca misali bir insan kalabalığı bırakarak....
Biz de vapur misalimi yaşıyoruz hayatımızı acaba diye düşünmekten alamıyor insan kendini bu manzaranın bildik bi şarkının Nakaratı gibi hergün tekrarlanışını izlerken....
okullar ilk iskelelerimiz küçük balıkçı barınakları gibi.... Onlarca insan biniyor ve iniyor bizim vapurumuza..... Her okul ayrı bir balıkçı barınağı , ama okul ilerledikce büyüyen kalabalıklaşan barınaklar...
Derken artık sandal değil tekne misali olmuşuz iş yaşamı başlamış hayatımızda her yeni iş yeri yeni bir iskele yeni bir seyrüsefer güzergahı bizim için...
Ve dostlar , arkadaşlar , sevenlerimiz sevmeyenlerimiz .... Artık şehir hatları vapuru bile az gelir anlatmaya gelenler gidenler hayatımıza girenler ve çıkanlar.....
Peki ya aşklarımız....
Onlarda bu hengamede yaşanarak sıradanlaşmalı mı .... Ve kalabalığın herhangi bir parçası gibi ne zaman geldiğini ve ne zaman bittiğini anlamadan öylesine mi yaşanmalı umursamadan yolcu inecek mi kalacak mı diye düşünmeden....
Ya da süper bir yata dönüşmeli sevgili oldumu insanın hayatı her sevdiğine özel seyrüsefer güzergahı bile onunla çizilmiş artık gemide ikinci kaptan mı olmalı yar dediğimiz gönül sultanı...
Belki de benim melonkolikliğim üstümde gene ve aşk diye bir şey yok yeryüzünde olmayan bir kaf dağı masalı için zırvalıyorum gene boş bulduğum bildirgeç satırlarında
İyi geceler tüm vapurlara ve teknelere hatta balıkcı sandallarına.. Ve iyi geceler yareni için süper bir yat olabilen usta kaptanlara.. Her şeye rağmen size de iyi geceler aşk yok değipte aşksız yaşamayı marfet bilenler....(bu iyi geceler önce kendime:)
vapur insanlara şehre doğru geliyo.resimde terslik yok yada resime göre yazıda.öle olsun istedim..izninizle:)
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
NEREYE GİDECEĞİNİ BİLMİYORSAN HANGİ YOLDAN GİDECEĞİNİN HİÇ BİR ÖNEMİ YOK!!!!
Kategoriler
Arkadaşlarım
• ahsennur • alisahin37 • muratsahin123 • bizimada • epack • ozledigimcocuk • 1incitanem • 1damlaumut • meyvelerinfaydalari • blogyardim • aaysen • deligece • sonsuz nur • sacmodelleri • lezzetliyemek • Sertalp Bilal Çay • bilimhaberleri • englishgrammer • krale00 • ceydailehersey • irreplaceable11 • bilimseverler • baskaturlubisey
More Cool Stuff At POQbum.com
|