Pazartesi, Eylül 8, 2007 - son yazım?
son yazım sertalpbilal.com'da.bayram geliyoooo...yazı yazmak istemiyorum bu ara.sevdiklerime olan duygularımı yazmak istesemde yazamıyorum...herkesin kandilini kutlarım.dualarda buluşma ümidiyle....
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Perşembe, Ağustos 6, 2007 - uzun bir aradan sonra....MERHABA....
evet yazı genel itibariyle kafa dinlemekle geçirdikten sonra gene bloklardayım...güzeldi yani tatilin diyen varsa yanılıyo deyemesemde tam anlamıyla iyiydi diyemem...çok kızanlar oldu haklılar habersiz bi kayboluştu ama inanın elimden gelen biey yoktu.nese artık burdayım ......herkese herşeye merhaba....
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Nisil 21, 2007 - ayna dünyayı geziyor.....
Ayna
Yapımcı: Saim Orhan Yönetmen: Saim Orhan Sunucu: Saim Orhan
Dünya, Ayna’dan yansıyor
Değişik geleneklerle beslenen uygarlıklar içinde dolaşan bir gezginin notları… Belgesel tadında, harika bir aktüel program… Modern dünyanın seyyahı Saim Orhan, sizi her hafta farklı kültürler tanımaya davet ediyor. Tapınaklar, yağmur ormanları, şehirler, çöller, sakin adalar, sokak dişçileri, seyyar kınacılar, geleneksel kıyafetlerle su satanlar, kobralarla şov yapanlar ve daha neler neler… İsmini bile duymadığınız uzak ülkelere, macera dolu yolculuklar sizi bekliyor. Saim Orhan'ın gezip gördüğü farklı coğrafyaları renkli bir dille anlattığı Ayna, insan-kültür mozaiğini yansıtan bir kelebek gibi oradan oraya uçmaya devam ediyor.
AYNA, ARAP YARIMADASI'NIN EN GÜNEYİ ADEN’DE Yemen-5
Ayna beğeni ile takip edilen Yemen yolculuğunda bu kez rotasını Aden'e çeviriyor. İngilizler Aden'i zaptetmek için çok uğraşmış; ele geçirince de sömürge olarak kullanmışlar. Güney Yemen döneminde ise Sovyet rüzgarları esmiş Aden'de. Mimaride, Sovyet tipi yapılar hakim, İngiliz binalarına da yer yer rastlamak mümkün. Konumu acısından oldukça önemli olan Aden, limanıyla da çok meşhur. Liman, Yemen ekonomisi açısından çok önemli. Meşhur Fil Kumsalı, Aden Kalesi, Sahabi Muaz bin Cebel'in Camisi, Veysel Karani'ni türbesi, geleneksel taş işçiliği, çölün ortasında eski usullerle arıcılık yapanlar, bir deve sürüsü, Ayna’nın bu akşamki yeni bölümünden bazı başlıklar.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Nisil 21, 2007 - yağmurdan sonra....
Yağmurdan Sonra
Yapımcı: Melih Sezgin Yönetmen: Çelik Berksoy Oyuncular: Yıldız Çağrı Atiksoy, Ali Sürmeli, Atilla Olgaç, Kayra Şenocak, Sefa Zengin
İnanca uyanan bir genç kızın zorlu mücadelesi…
Samanyolu’nun yeni sezondaki iddialı dizilerinden Yağmurdan Sonra, inanca uyanan bir kızın, şeytani sırrı arayan bir toplulukla mücadelesi anlatıyor. Senaryosuyla ekranlarda heyecan fırtınası estirecek dizinin oyuncu kadrosu da güçlü isimlerden oluşuyor. Başrollerini Ali Sürmeli, Atilla Olgaç ve Yıldız Çağrı Atiksoy’nun paylaştığı dizide Sefa Zengin ve Kayra Şenocak da yer alıyor.
Kayıp sevgilinin ortaya çıkışı, tüm hayatları değiştiriyor.
Işık, görünürde hiçbir inanca sahip olmayan bir ailenin kızıdır. İlk ve tek sevgilisi Tuncay’ın, Kaçkar dağlarında kayboluşunun ardından 11 ay geçmiştir. Genç kız, aylar geçmesine rağmen sevdiği adamın öldüğünü bir türlü kabullenemez. Bir gün, Tuncay için yaptırdığı, içi boş mezarda bulduğu bir zarf, onu büyük bir sürprize götürür. Aylardır izine rastlanamayan Tuncay, tam da Işık’ın ümitlerinin tükenmek üzere olduğu bir zamanda ansızın çıkagelmiştir. Üstelik serseri ve çılgın kişiliği gitmiş, eski maceracı adam şimdi daha olgun birine dönüşmüştür. Tuncay, vakit kaybetmeden Işık’a evlenme teklifi eder. Işık da yıllardır beklediği bu teklifi gözyaşları içinde kabul eder. Işık’ın babası Vendor, Tuncay’daki bu ani değimi şüpheyle karşılasa da asıl istediği kızının mutluluğudur. Tanınmış bir hukukçu olan Vendor, aynı zamanda kendi kurduğu VITRIOL isimli bir yazılım şirketinin patronudur. Müstakbel damadını kanatları altına alarak ona şirketinde iyi bir iş teklif eder. Fakat ortada büyük bir problem vardır. Geçirdiği kazanın ardından adeta yeniden doğan Tuncay, bu süre içerisinde Müslüman olmuştur. Genç adam artık bambaşka biridir ve kendisini eski hayatına ait hissetmemektedir. Işık anlayışla karşılamış olsa bile ailesi böyle bir durumu kabullenebilecek midir? Her şeyden önemlisi Işık’ın babası Vendor, bu duruma nasıl bir tepki gösterecektir?
İyiyle kötünün mücadelesi, hiç bu kadar trajik olmamıştı
Işık, Tuncay’ın Müslüman oluşunu ondan başka herkesten gizliyor olmasına bir anlam veremez. Tuncay ise Müslüman olmadan önce üye olduğu ve üç büyük dinle savaşan tehlikeli bir topluluğun kendisine ve çevresindekilere zarar vermesinden korkmaktadır. Tuncay’ın bahsetmekten ısrarla kaçtığı bu konu, aslında Işık’ı çok yakından ilgilendirmektedir. Çünkü babası Vendor, hayatını ‘şeytani bir sırrın’ peşinde koşmaya adamış bu gizli topluluğun lideridir. Oysa babasıyla çok iyi anlaşan Işık, bu hadiseden tamamen habersizdir. Gizli planlar, yalanlar, acılar ve pişmanlıklarla geçecek bu süreçte Işık, kadim bir mücadelenin tam ortasında bulunduğunu fark edecektir: Bu mücadele, insanlık yaratıldığından beri süregelen, iyi ile kötünün mücadelesidir. Ve şimdi, belki de hiç olmadığı kadar trajiktir
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Nisil 21, 2007 - elveda derken....
 |
|
Kanal D’de yepyeni, harika bir dizi başlıyor!
Kanal D’de, başrollerinde Ece Uslu, Sinan Sümer, Gökhan Tepe ve Burcu Kara’nın oynadıkları “Elveda Derken” adlı yepyeni bir dizi başlıyor. Yapımcılığını Yağmur Ajans – Osman Yağmurdereli’nin üstlendiği, yönetmenliğini Hilal Saral’ın yaptığı dizinin senaryosu ise Özgür Evren Heptürk’e ait. İzleyicilerin yeni ekran gözdesi olmaya aday olan “Elveda Derken”in ilk bölümünün konusu şöyle;
Lale, mutlu bir ailesi olan, kocasını ve iki küçük kızını çok seven bir çocuk doktorudur. Bir yazar olan eşi Ege ve iki kızıyla tüm sorunlardan uzak mutlu bir yaşam sürdürürken ufak bir baş dönmesiyle başlayan süreç hayatını tam bir kabusa çevirecektir.
Çalıştığı hastaneye gittiğinde tıp fakültesinden arkadaşı olan beyin cerrahı Ateş’in de ısrarıyla kontrollere giren Lale, beyninde bir tümör olduğunu ve çocuklarıyla geçirebileceği çok az zamanı kaldığını öğrenir.
Diğer tarafta Lale’nin çocuklarının ana okulu öğretmeni olan Zeynep vardır. Zeynep, eskiden geçirdiği bir hastalıktan dolayı asla çocuk sahibi olamayacaktır ve hala bunun acısını yaşamaktadır. Birkaç sene önce sırf bu yüzden, çocuğu olamayacağı için, çok sevdiği bir adamla evliliğin eşiğinden dönmüştür ve yaşadığı travmayı daha yeni yeni atlatmaktadır.
Lale’nin hastalığı hem kendisinin, hem ailesinin, hem Ateş’in, hem de Zeynep’in hayatında büyük değişimlere neden olacaktır. |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Nisil 21, 2007 - binbir gece....
|
 |
|
Hayatının karanlık bir döneminde, kaderin ağır sınavından geçen bir kadının dramı!
Genç ve dul bir kadın olan Şehrazat’ın 5 yaşında lösemi hastası bir oğlu vardır. Uzun aramalardan sonra oğlu Kaan’ın ilik nakli için uygun bir donör bulunur, ancak Şehrazat çok kısa bir süre içinde tedavi için gereken yüklü miktardaki parayı bulmak zorundadır. Şehrazat, önce bankaya kredi için başvurur, ardından kayınpederi Burhan Bey’in kapısını çalar ve son olarak da, henüz üç ay önce girdiği mimarlık şirketinden borç ister. Oğlunu kaybetme korkusu yaşayan ve tedavi parası için çırpınan Şehrazat, hiç beklemediği bir teklifle karşı karşıya kalır. Kaderin kıskıvrak yakaladığı Şehrazat hayatının en önemli seçimini yapmak zorundadır.
Kayınpeder Burhan Bey, torununun tedavisi için para isteyen Şehrazat’a ne cevap verecek? Şehrazat, kadınlara güvenmeyen ve hepsinin birer servet avcısı olduğunu düşünen patronu Onur’dan borç alabilecek mi? Şehrazat oğlunu yaşatabilecek mi?
Genel Konu : Şehrazat, ataerkil bir ailenin oğlu olan Ahmet’le ailenin şiddetle karşı çıkmasına rağmen evlenmiş, bir çocuğu olmuştur. Oğulları henüz bir yaşındayken Ahmet trafik kazasında ölmüş, Şehrazat oğluyla hayat mücadelesine atılmıştır. Ancak genç kadının talihsizliği bu kadarla kalmamış, oğlunun lösemi olduğunu öğrenmiş, tedavisi için canla başla çalışmaya başlamıştır.
Hikaye Şehrazat’ın oğlunun tedavisi için 200 bin dolar bulmak zorunda kalması ile başlar. Tedavi belirlenmiş, Kaan’a ilik verecek donör Azerbaycan’da bulunmuş, iş paraya kalmıştır. Şehrazat önce çok varlıklı bir adam olan kayınpederi Burhan Bey’e başvurur. Sonuç alamaz.
Çocuğunu yaşatmak için her çareyi deneyen genç kadın, çalıştığı şirketin iki genç ve yakışıklı patronundan birine başvurur. Patronundan gelen teklif hayatının akışını değiştirecek, Şehrazat’ı altüst etmeye yetecektir |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cuma, Nisil 20, 2007 - masum.....

Görmek Bir Kum Tanesi'nde bir Dünya, Ve bir Cennet bir Yaban Çiçeği'nde, Tutmak Sonsuzluğu avucunda, Ve Ebediyeti bir saatin içinde. Kapatılmış bir kızılgerdan kafese Boğar Tüm Cennet'i öfkeye. Kumru ve Güvercinlerle dolu bir kumru evi Titretir Cehennem'in tüm bölgelerini. Bir köpek, kapısında açlıktan ölen Efendi'sinin, Haber verir çöküşünü Devlet'in. hor kullanılan bir At yol üstünde Yakarır İnsan kanı için Cennet'e. Her feryadı Yaban Tavşanı'nın, izi sürülen, Bir elyaf koparır Beyin'den. Bir Tarla kuşu, kanadından yaralı, Susturur bir Kerub'un* şarkısını. Kışkırtılmış ve kavgaya hazırlanmış Dövüş Horozu Ürkütür Yükselen Güneş'i. Her Kurt'un ve Aslan'ın uluyuşu Ayağa kaldırır Cehennem'den bir İnsan Ruhu'nu. Yabani Geyik, orada burada gezerken, Uzak tutar İnsan Ruhu'nu üzüntüden. Hor kullanılan Kuzu Halk Kavgalarına yolaçar, Ve yine de Kasabın bıçağını bağışlar. Küçük Çitkuşu'nu inciten adam Sevgi görmeyecektir İnsanlardan. Kim getirirse Öküz'ü gazaba Kadınlar sevmeyecektir onu asla. Sineği öldüren oyunbaz oğlan Tadacaktır düşmanlığını Örümceğin. İşkence eden kişi Mayısböceği'nin Peri'sine Bir Kameriye örer sonsuz Gece'nin içinde. Tırtıl, Yaprağın üstündeki, Yineler sana Annenin dertlerini. Güve'nin ya da Kelebeğin canına kıyma, Çünkü Kıyamet yaklaşmakta. At'ını savaş için eğiten kişi Geçemez asla Kutup Engeli'ni. Dilenci'nin Köpeğini ve Dul'un Kedisini besle, Sen şişmanlarsın böylece. Akşamın sona erişiyle uçup giden Yarasa Terketmiştir inanmayan Beyni bunu yapmakla. Baykuş gece vakti ziyarete gelen Dem vurur inançsız'ın korkusundan. Sivrisinek, Yaz türküsünü söyleyen, Zehir elde eder İftiracı'nın dilinden. Zehiri Semender'in ve Yılan'ın Teridir Kıskançlığın ayağının. Zehiri Balarısı'nın Kıskançlığıdır Sanatçı'nın. Bir Gerçeği kötü niyetle söylemişsen Daha kötüdür uydurabileceğin tüm Yalanlardan. Neşe'nin ve Keder'in örgüsü çok incedir, Kutsal ruh için örülmüş bir giysidir; Her kederin ve özlemin altında İpekle örülmüş bir Neşe yatar aslında. Ki böyle olması hakçadır; İnsan Neşe ve Keder için yaratılmıştır; Ve bunu gereken şekilde bildiğimizde, Güvenle ilerleriz Dünya'nın içinde. Bebek daha fazlasıdır Kundak Bezlerinden; Her tarafında bu İnsanlar diyarının Eller doğdu ve yapıldı araçlar, Dillerinden her Çiftçi anlar. Her Göz'ün döktüğü Gözyaşı Bir Bebeğe dönüşür Sonsuzluk'ta; Ve yakalanır ışıltılı Dişilerce, Ve döndürülür tekrar kendi zevkine. Melemeler, Böğürmeler, Kükremeler ve Havlamalar Cennet'in Kumsal'ını döven Dalgalardırlar. Bir Bebek Sopa'nın altında ağladığında Öcünü yazar Ölüm'ün diyarlarına. Kişi Küçük Çocuğun İnancı'yla alay ettiğinde Alay edilecektir onunla Yaşlılık'ta ve Ölüm'de. Kuşku duymayı öğreten kişi Çocuğa Çıkamayacaktır çürümüş Mezar'dan asla. Küçük Çocuğun İnancı'na saygı duyan kişi Yenecektir Ölüm'ü ve Cehennem'i. Çoçuğun Oyuncakları ve Sağduyusu Yaşlı Adam2ın Ürünleridir İki Mevsim'in. Soru Soran Kişi, ki oturuşu pek muzipçedir, Yanıt vermesini asla bilmeyecektir. Şüphe taşıyan sözleri yanıtlayan kişi Söndürür Bilgi'nin Işığını. Cırcırböceği'nin çığlığı ya da bir Bilmece Uygun bir Yanıt'tır bir Şüphe'ye. Karınca'nın İnç'i ve Kartal'ın Mil'i Gülümsetir topal Felsefe'yi. Kişi gördüklerinden şüphe duyuyorsa Ne yaparsan yap, inanmayacaktır asla. Eğer Güneş ve Ay şüpheye düşselerdi O dakika sönüverirlerdi. Prens'in Kaftanları ve palavraları Dilenci'nin Zehirli Mantarlardır Keselerinde Cimri'nin. Dilenci'nin Paçavraları, kanat çırparak havada, Bölerler Gökyüzü'nü parçalara. Daha değerlidir Yoksul'un Çeyrek Peni'si Tüm Altınlardan Afrika sahillerindeki. Cimri'nin topraklarını alıp satar Az Bir Para, İşçi'nin ellerinden zor alındığında; Ya da, eğer yukarıdan korunuyorsa, Alıp satar tüm o Memleket'i. Kılıç ve Tabanca'yla kuşandığında Asker Yaz Güneşi'ne felçli bir halde hücum eder. Biline en güçlü zehir Sezar'ın Defne Tacın'ndan gelmiştir. Çarpıtamaz İnsan ırkı'nı Zırh'ın demiri kadar kimse. Altın ve Mücevherler Saban'ı süslediğinde Kıskançlık boyun eğecektir barış Sanatlarına. Bir Tutku'nun içinde olmak sana İyi gelebilir. Ama Tutku senin içindeyse bu hiç İyi değildir. Bir Memleket'in Kader'ini belirler Kumarbaz ve Fahişe, Devlet onlara resmi izin verdiğinde. Orospu'nun sokaktan sokağa seslenişi Örecektir Yaşlı İngiltere'nin kefenini. Kazanan'ın haykırışı, bedduası Kaybeden'in Danseder Cenaze Arabası'nın önünde Ölü İngiltere'nin Her Gece ve her Sabah Doğar bazıları Acı'ya. Her Sabah ve her Gece Doğar bazıları tatlı Hazza. Doğar bazıları tatlı Hazza, Doğar bazıları Sonsuz Gece'ye. Yönlediriliriz bir Yalan'a inanmaya Göz'ün içinden görmediğimizde, Ki bir Gece doğmuştur, can vermek için bir Gece'de, Ruh uyurken Işık Huzmelerinde. Tanrı belirir, ve Işıktır Tanrı Gecenin içinde barınan o zavallı Ruhlara; Ama bir İnsan Biçimi'ni sergiler Gün'ün Diyarları'nda yaşayanlara
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
NEREYE GİDECEĞİNİ BİLMİYORSAN HANGİ YOLDAN GİDECEĞİNİN HİÇ BİR ÖNEMİ YOK!!!!
Kategoriler
Arkadaşlarım
• ahsennur • alisahin37 • muratsahin123 • bizimada • epack • ozledigimcocuk • 1incitanem • 1damlaumut • meyvelerinfaydalari • blogyardim • aaysen • deligece • sonsuz nur • sacmodelleri • lezzetliyemek • Sertalp Bilal Çay • bilimhaberleri • englishgrammer • krale00 • ceydailehersey • irreplaceable11 • bilimseverler • baskaturlubisey
More Cool Stuff At POQbum.com
|